23 Aralık 2016 Cuma

BİZİM TIMARHANA

           
         
           Ne öyküler saklıdır...
Kaldırımlarında kimlerin izini taşır...
            Kimilerine göre Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi bize göre de "Tımarhana"...
            Türkiye’nin İstanbul Bakırköy’den sonra ikinci akıl hastanesi olarak kurulan adına “Elazığ Emrazı Akliye ve Asabiye Hastanesi” denilen Elazığ Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi’nde yatan hastaların hikayeleri ve orada yaşananlar.
            Hikayelere geçmeden önce "Tımarhana"mizi bir tanıyalım.
            İstiklal Savaşı’ndan sonra biri memleketimizin doğusunda, diğeri batısında iki akıl hastanesi açılmasına ihtiyaç duyulmuştu. 12 Ocak 1925 yılında Dr. Ahmet Şükrü Emed tarafından Elazığ Emrazı Akliye ve Asabiye Hastanesi 50 yataklı olarak tesis edilmiş ve hizmete girmiştir. 1951 yılına kadar 50 yatak ve tek binadan ibaret olan hastane 1951-1973 yılları arasında hastane tarihinde en uzun süreli baştabiplik görevini sürdüren Dr. Mutemit Yazıcı tarafından 12 binadan oluşan 1000 yataklı bir hastane haline getirilmiştir. Hastane binalarının yapımı ve teçhizatında Elazığlı hayırseverler büyük bir destek sağlamış ve adeta halkla hastane o dönemde kaynaşmıştır. Uzun yıllar tek hekim olarak şevkle çalışan Dr. Mutemit Yazıcı 23 yıl aralıksız başhekim olarak çalışmıştır. Bir dönem Elazığ’da belediye başkanlığı da yapan Dr. Mutemit Yazıcı’nın renkli kişiliği, çalışkanlığı, esprili ve enerjik yapısından dolayı bugün bile Elazığ’da adından çok bahsedilmektedir.
            O dönemde Elazığ’daki en güzel çevre düzenlemesine sahip olan hastane bahçesine halktan dinlenmek için gelenler olurken daha sonraki dönemlerde bu özelliklerini yitirmiştir. 1970’li yıllara kadar bizzat dönemin sağlık bakanları tarafından evlerinde ziyaret edilerek hastaneyi yönetecek başhekimler aranırken, daha sonraki dönemlerde çeşitli politik nedenlerle yıllarca branş uzmanı olmayan kişilerin yönetimine bırakılmıştır.  1925 yılında şehrin dışında kurulan hastane bugün şehir merkezinde kalmıştır. 63 dönümlük bir alan üzerinde bulunan hastane 10 ayrı servisi, 420 yatak kapasitesi ve 250 ye yakın personeli ile doğu ve güneydoğu Anadolu bölgesindeki on sekiz ile hizmet vermektedir. Yatak işgal oranı %90 civarındadır. Hastaneye 2003 yılı başında uzun bir aradan sonra branş uzmanı bir başhekim atanmıştır. Bu değişiklik hastaneye yeni bir ivme kazandırmış ve yıllarca gözden ırak tutulan hastanenin gelecekte bölgenin en modern ve işlevsel psikiyatri hastanesi olması yolunda çeşitli çalışmalar planlanarak bir kısmı hemen faaliyete geçirilmiştir. Otomasyon sistemi kurulmuş, adli hizmetler ve arşiv sistemi günümüzün gereklerine göre yeniden düzenlenmiştir. Hastane çevre düzeninin 1970’li yıllardaki duruma getirilmesi için çalışmalar başlatılmıştır.  
Elazığ Akıl Hastanesi'nin kuruluşunu Dr. Ahmet Şükrü Emed şöyle anlatıyor.
            “Topbaşı Bimarhane'sine ait bir işin takibi için İstanbul Sıhhat ve İçtimai Muavenet Müdürlüğüne gitmiştim. Dr. Kemal Muhtar Bey odada oturan kalpaklı ve gözlüklü bir zatla beni tanıştırdı. Bu zat sıhhiye vekili Dr. Refik (Refik Saydam) beyefendi idi.
            Refik bey sitemli bir tarzda hemen söze başladı ve İngiliz gençleri dünyanın her köşesinde memleket için çalışır, sizler hep İstanbul’dasınız. Milli mücadelede doktorsuzluktan ve hastanesizlikten çok sıkıntı çektik. Tek akıl hastanemiz yoktu. Anadolu sabırsızlıkla sizleri bekliyor.”
            Cevabım şu oldu. “Nereye gideceğimizi emir buyurdunuz da İstanbul’u tercih ettim.”
Refik bey memnuniyet ifade eden fakat amirane bir eda ile, “Anadolu’da  bir akıl hastanesi açmak istiyorum. Bu hastanenin tesisi işlerini üzerine alır sonrada başhekimliğini kabul eder misin?” dedi.
            Refik beyin bu teklifi benim için bir sürpriz oldu. Beyefendi dedim. Koca Anadolu’da bir tek akıl hastanesi açmak pratik bakımdan büyük bir mana ifade etmez. Yol ve muvasele durumu iptidai denilecek bir halde olduğundan açılacak hastaneden istifade mahdut olur. Hiç olmazsa biri şarkta, biri garpta iki akıl hastanesi kurmayı tensip buyurursanız emrinizi ifada büyük haz duyarım.
            Refik bey, “Hay hay çok münasip olur, sizlerden ancak böyle bir karar beklerdim” dedi.
            Ertesi gün Hudut ve Sahiller sağlık umum müdürlüğü binasında Refik Bey Topbaşı Bimarhane'si baştabipliğine üç aylık mezuniyetim için bir tezkere imzaladı ve refakatime bir memur verdi, mubayaat içinde 10 bin lira ayrıldı.
            Hastanelerden biri Elazığ’da diğeri Manisa’da açılacak, bir müddet sonrada Manisa’daki İzmir’e nakil ve tevsi edilecek, şimdilik mevcut binalardan faydalanılacak ve zaruri tadilat yapılacaktı. Kısa bir zaman sonra yeni inşaata geçilecek ve ilk senenin hasta yatak kadrosu 50 şer olacaktı. Hastaneler açılınca ben Manisa hastanesinde baştabip olarak çalışacaktım. Elazığ hastanesi içinde bir arkadaşı tavsiye edecektim.
            Refik beyin gösterdiği itimat moralimi yükseltmişti. İki hastane için kahverengi muşambalar, cilasına, cila bezlerine, kartonlarına ve çivilerine kadar gerekli malzemeyi satın aldım. Günlerce Beyazıt’ta bakırcılarda tazyikli akarsuyu olmayan  şehirlerde ne biçimde banyolar kullanılacağını soruşturdum ve öğrendim. Çarşı içinde de yorgancılarda akıl hastalarının bozamayacağı  malzeme temin ettim.
            Bazı mücbir sebepler dolayısıyla Manisa akıl hastanesine Dr. Ali Muhlis Bey tayin edildi. Beni Ankara’ya çağırdılar, Refik bey üzülerek hadiseyi anlattı. Bu tayinin iradesi dışında yapıldığını beyanla bu değişiklik karşısında nasıl hareket edeceğimi anlamak istiyordu. İki hastanenin tesisi işleriyle uğraşmak ve birinde vazife almak üzere İstanbul’daki muayenehanemi kapattığımı da biliyordu. Manisa hastanesine bir baştabip tayin edildiğine göre Elazığ hastanesi için namzet yoksa işler geri kalmasın, oraya ben giderim dedim.
            Refik bey heyecanla teşekkür etti ve kuvvetle elimi sıktı.  Şiddetli bir kış lodosu esiyordu. Haydarpaşa’dan Nusaybin’e kadar trenle gittik. Şeyh Sait isyanı dolayısıyla Elazığ’da istiklal mahkemesi kurulmuştu. Yollar emniyet içinde olmadığından eşkıya baskınları oluyordu, eşkıya baskınına uğrayan bazı kişilere rastladık. Moralimiz bozuldu. Beraberimde Topbaşı’ndan biri erkek, diğeri kadın iki hastabakıcı ve iki kobay vardı.

            Uzun ve çok yorucu bir yolculuktan sonra Elazığ’a vardık. Eşyalarda daha önce Elazığ’a vasıl olmuştu. Beşkardeşler binası hazır. Nihayet 12 Ocak 1925 günü sıhhat ve içtimai muavenet vekâletine Elazığ emrazı Akliye ve Asabiye hastanesinde işe başladığımı bildirdim. Refik beyefendinin arzuları yerine gelmiş, istiklal savaşında mahrumiyeti ve sıkıntısı çekilen akıl hastaneleri memleketin iki köşesinde faaliyete geçmişti."